ŞENOL TOPUZ İLE ASHTANGA SOHBETİ

Hindistan-Mysore'da "Shri K.Pattabhi Jois Ashtanga Yoga Okulu"ndan Authorized Şenol Topuz, geçtiğimiz ay Nefess İstanbul’da, hafta içi her sabah Ashtanga Mysore dersleri verdi. Katılan herkesin çok mutlu ayrılmasının ardından, biz de kimileri için hala bir soru işareti olan "Ashtanga Yoga" hakkında Şenol Topuz’la konuştuk. 


Merak ediyoruz Şenol; Ashtanga Yoga tam olarak nedir? Ve sen Ashtanga ile nasıl tanıştın?

Ashtanga Yoga, Patanjali’nin yazdığı yoga sutralarında geçen, insanın kendisini tanıması için oluşturduğu sekiz basamaklı bir sistemdir. Sri K.Pattabhi Jois tarafından yaygınlaştırılmış olan Ashtanga Yoga ise dinamik bir hatha yoga metodudur. Patanjali’nin sistemindeki üçüncü basamak olan ‘asana’yı temel alan bu yoga tarzı, toplam altı tane sabitlenmiş seriden oluşmaktadır.
Ben Ashtanga Yoga’ya 2008 senesinde Cihangir Yoga’ da Ahu Karan ile başladım.


Sence birinin yogaya Ashtanga ile başlaması mümkün mü ya da öncesinde ne yapmalı?

Geleneksel olarak Ashtanga Yoga’da kişiye ilk olarak güneşe selamlar ve son bitiriş pozu öğretilir. Öğrenci bu hareketleri grup içerisinde kendi ritminde tekrar ederek ezberler. Daha sonra öğrencinin kapasitesine göre, zamanı geldiğinde, yeni pozlar verilir. Burada sistem kişiye göre adapte edilerek basitten karmaşığa doğru ilerlediği için, her seviyede insan, pratiğin içerisinde güvenli bir şekilde derinleşebilir.


Türkiye’de Ashtanga Yoga’nın gelişimi hakkında düşüncelerini alabilir miyiz, belki biraz Hindistan Mysore ile Türkiye’de yapılan Ashtanga dersleri arasındaki farklara değinebiliriz.

Yavaşta olsa gelişmekte! Bunu son zamanlarda İstanbul’da çok bulunamasam da Mysore da Türkçe konuşan insanların çoğalmasından anlıyorum. Bunun yanında sadece ülkemizde değil bütün dünyada yoga insanın kendini tanıması için bir araştırma olmaktan uzaklaşarak yeni bir pazar ve eğlence türüne dönüşüyor. İş böyle olunca verdiğimiz derslerde müziğin olmaması, öğrencilerin duygularına ve düşüncelerine dair yönlendirmelerin yapılmaması ve hızlandırılmış kurslarla hocalık sertifikaları dağıtılmaması işimizi zorlaştırıyor.


Krishnamacharya, Pattabhi Jois, B.K.S Iyengar… yoga tarihinde hep erkekler var. Şimdi ise dünya genelinde yoga deyince bir kadın hakimiyeti söz konusu. Sence nasıl bir süreç tetikledi bu durumu?

Aynı zamanda bu isimler yoga tarihinde erkek egemen tavrın kalkmasını sağlayan kişiler… Krishnamacharya modern yoganın yaratıcısı olmakla kalmayıp cinsiyet ve ırk ayrımı yapmadan yogayı herkese öğretmiştir. Günümüzde erkekler yoga yapabilmek için mutlaka çok esnek bir vücuda sahip olunması gerektiği gibi yanlış bir fikre saplanmışlar. Kendilerini güce dayalı sporlara daha yakın hissediyorlar. Maalesef toplumsal olarak kendilerine dayatılan klişeler yüzünden yoganın faydalarından yararlanamıyorlar.


Bildiğimiz kadarıyla Ashtanga eğitmeni olmak için herhangi bir sertifika eğitimi yok. Bir tür “el verme” diyebileceğimiz, birlikte çalıştığın hocanın iznini alıyorsun. Biraz bu süreci anlatabilir misin?

Ashtanga Yoga’da “parampara geleneği”nden bahsetmek istiyorum. Sanskritçe olan bu kelimeyi bilginin sırasıyla öğretmenden öğrenciye aktarılması diye açıklayabiliriz. Buna yakın örnek olarak; ülkemizde bazı mesleklerde halen devam eden usta çırak ilişkisini gösterebiliriz. Bu ilişki içerisinde bilgi transferi uzun bir süreye yayılır. Öğrenci ustasının yanında pişene dek bilgiyi pratik tecrübe üzerinden edinir ve zamanı geldiğinde el verme dediğimiz ustanın izni gerçekleşir. Sri K.Pattabhi Jois’ un torunu Sharath Jois halen Mysore’da aynı tarzda ders vermeye devam etmektedir ve okulunda herhangi bir eğitmenlik programı yoktur. Çoğu Ashtanga öğrencisinin umudu bir gün Mysore’a gidebilmek… Peki onları neler bekliyor? Mysore Okulu’nda geçen günlerin dışında genel olarak “Hindistan’da yaşamak” merak edilenler arasında…

Mysore’da pratik yatmak hakkında birbirine taban tabana iki zıt fikri duyabilirisiniz. Kimileri yere göğe sığdıramazken kimileri de yerin dibine batırabilir. O yüzden eğer Ashtanga Yoga’yla ilgiliyseniz, paranız ve zamanınız da varsa gidip kendiniz görün derim. Hindistan’a gitmeyi kafanıza koyduysanız internet ortamından bir çok bilgiye kolayca ulaşabilirsiniz. Yalnız gitmeden önce biraz antrenman olsun diye, İstanbul’da Gebze - Harem minibüslerine binmenizi tavsiye ederim.


Asthanga yoga denince herkesi bir korku kaplıyor ya da "Asthanga sakatlıyor" diye bir söylentidir gidiyor bunlar üzerine bir şeyler söylemek ister misin?

Bütün hatha yoga tarzları bilinçsizce yapıldığında sakatlanmalara yol açar. Burada problem, sistemlerden değil, insanın kendisinden kaynaklanır.

Yogada bütün bilgiler pratiğin içerisinden doğar. Bunun bilinciyle birlikte çalışma yapıldığında, sadece bir öğreteni takip etmek değil, sürekli olarak karşılıklı bir öğrenme hali var olur. Yoganın yalnızca bedensel bir aktivite olmaktan çıkması ise insanların bu ilişki içerisinde, seçimsiz bir şekilde, gözlemleme yoluyla alışkanlıklarını fark etmeleriyle başlayabilir. Böyle bakıldığında sakatlıklar öğrenme yolunda kişiyi değişime uğratabilecek bir potansiyele sahiptir.


Son olarak varsa senin eklemek istediklerini alabilir miyiz?

Oh be bitti sonunda!


Yazar: Ayşegül Denktaş

1984 İstanbul doğumlu Ayşegül Denktaş, 2008 senesinde Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldu. 2010 senesinde Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Yüksek Lisans Programına kabul edildi. Derken hayatının sosyal bilimci tarafı yön değiştirdi ve kurucu ortaklarından olduğu Nefess Yoga ile birlikte başka bir perspektif kazandı.

Ayşegül için yoga; hareket ve nefesin birlikteliğinden doğan iyileştirici etkinin, tüm bir gündelik yaşama yayıldığı ve herkesin uygulayabil...

Yorum Yaz:

(opsiyonel)